BURHAN ESEN

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin, İzmir’in kültür, sanat, siyaset, edebiyat, mimarlık, şehircilik ve tüm uygarlık birikimlerine katkıda bulunmuş olan ve artık aramızda olmayan İzmirlileri ve İzmir dostlarını yaşatmak için hayata geçirdiği ‘Vefa Borcu’ projesi kapsamında “Vefa Borcumuzu birlikte ödeyelim” sloganıyla ismi anılan Burhan Esen (1920-29 Kasım 1987), “Demokrat İzmir Gazetesi ve Akbaba mizah dergisi yazı ailesinden olup, ulusal çapta tanınmış bir mizah yazarıdır” diye tanıtılır. Asıl biz Ödemişlilerin Burhan Esen’e vefa borcumuz vardır. Çünkü, Burhan Esen 60 yıldır yayın hayatını sürdüren Cephe Gazetesi’nin kurucusu ve Ödemiş’in ilk yerel gazetecilerindendir. Yerel gazeteler, o beldeyi seven inançlı insanların çıkardığı gazetelerdir. Tirajları düşük olan bu gazetelerde, genellikle aydınlar, öğretmenler ve gençler çalışırlar. Yerel gazeteci idealisttir. Yarı tok, yarı açtır. Para kazanmak için yapılacak iş değildir taşra gazeteciliği. Başka türlüsü de olamaz zaten. İlkeleri ağır basar, taviz vermez; doğruyu söylese bir dert, söylemese yağcılıkla suçlanır. Mum ışığı ile etrafı aydınlatmaya çalışır. Haber bulmakta zorlanır. Kendi ismini görmek isteyen eşrafın kaprisi de cabası. Anadolu’nun yarı meçhul değerleridir yerel gazeteciler.

Türkiye’de 407’si il merkezlerinde, 469’u ilçe merkezlerinde olmak üzere 876 yerel gazete yayımlanmaktadır. Bu gazetelerden 588’inin tirajları 1.000’den azdır. Yerel gazetelerin 330’u günlük, 319’u ise haftalıktır. Yerel gazetelerin 247’si elle, 342’si makineyle, 274’ü ise bilgisayarla dizilmektedir. 146 yerel gazete 1 kişi tarafından, 227 gazete ise 2 kişi tarafından hazırlanmakta, dizilmekte ve basılmaktadır. Cumhuriyetin ilk yıllarında, kentlerdeki kültürel faaliyetlerin Halkevlerine bırakıldığı dönemde Ödemiş Halkevi, yanı başındaki Tire Halkevi’nin çıkardığı Küçük Menderes, İzmir Halkevi’nin çıkardığı Fikirler dergisi gibi ciddi ve kapsamlı sayılabilecek dergi hazırlayamamıştı. 1930’lu yıllarda Ödemiş’te basın faaliyeti olarak kısa süre yayın hayatında kalan Mahmut Nedim Bey’in çıkardığı Yeni Ödemiş Dergisi vardı. Belki de Yeni Ödemiş Dergisi, Halkevinin fikirlerine uygun bir çizgide olduğu için böyle bir faaliyete gerek duyulmamıştı. 1932 yılında Ticaret Odası Başkâtibi M. Nedim Bey tarafından çıkarılan aylık ‘Yeni Ödemiş’ dergisi, yayın amacını “İlmi, İçtimaî, İktisadî, Edebi Türk Mecmuası” olarak tanımlıyordu. Yeni Ödemiş’te birçok yerel haber ve yorum o günleri günümüze taşımıştır. İsimleri anılan iki dergiden sonra, Ödemiş’te ilk yerel gazetenin öyküsü Ödemiş’in yaşayan en eski gazetecileri Faik Gülkoparan (d.1924) ve Mustafa Erdal’ın (d.1929) anıları, Burhan Esen’in damadı Şakir Örs’ün kitabından alıntılar ve Cephe Gazetesi sahibi Mehmet Bozoğlu’nun anlattıkları ile yerli yerine oturuyor. Mahmut Burhanettin Esen, 1920 yılında PTT Müdürlüğünde çalışan babasının görev yeri olan Urfa’nın Suruç ilçesinde doğmuştur. Babasının tayinleri dolayısıyla, ailesi Havza, Merzifon ve Samsun’dan sonra 1938 yılında Ödemiş’e gelir. Liseyi Samsun’da bitirmiş olan Burhan Esen’in ilk yazısı 1936 yılında Merzifon’da yayınlanan Taşan dergisinde yayınlanır. Akbaba dergisine ilk yazısını ise 1938 yılında gönderir. Okul yıllarında muhtelif gazete ve dergilerde yazıları yayınlanmış olan Burhan Esen’in Ödemiş’e geldikten sonra günleri İzmir Gazeteleri için muhabirlik ve Akbaba dergisine mizah öyküleri yazmakla geçmektedir.

1940’ların başında Ödemiş PTT’sine memur olarak girer. PTT Binası Kınnapçılar hanında 2 oda idi, 3 memur çalışıyordu. 1944 yılında, PTT’nin hemen karşısında Mustafa Erdal’ın babasının işlettiği Merkez Otel, lokanta ve yanındaki Hacı Kadir Ağa’nın Hanı’nın kahvehanesi Burhan Esen’in sık sık uğradığı bir yerdir. Otel, yörede görev yapan memurların kaldığı bir lojman, kahvehane ise bir kıraathane (okuma odası) gibidir. Okumaya, yazmaya tutkun ve düşünce yapısı yeni oluşan bir genç olarak Mustafa Erdal, otelde kalan aydınların sohbetlerinden etkilenmektedir. Burhan Esen, Esat Tozkoparan ve İlgazi Öner yaptıkları edebiyat ve gazetecilik sohbetleri sırasında “…biz bir gazete çıkaralım mı?” sorusunu sorduklarında aslında Burhan Esen’in kaderi de çizilmiştir. Gazeteciliğe duydukları büyük ilgi onları Ödemiş’in ilk yerel gazetesine götürecektir. Mustafa Erdal bu serüvene bir genç olarak katılacaktır. Ödemiş’teki ilk yerel gazetede Burhan Esen’in bir PTT memuru olmasına karşın, gazete çıkarmak için gösterdiği ısrarlı çabalar vardır. Esat Tozkoparan Mal Müdürlüğüne gazetenin tescili için gerekli parayı yatırdıktan sonra gazetenin imtiyazı Merkez Otel’de kalan, Kiraz’da yedek-subay öğretmenlik yapan Mehmet İlgazi Öner adına alınır. Gazetenin basımı için matbaacı Faik Arkant’a giderler. Faik Arkant’ın haftada iki gün çıkacak bir gazetenin basımı için istediği fiyat onların karşılayamayacağı kadar yüksektir. Pazarlık da yaptırmaz Faik Bey. Gazeteyi elle çoğaltarak, duvar gazetesi biçiminde çıkarmaya karar verirler. Çini mürekkep, kırık uçlu divit ve kâğıt, gazete heveslisi kafadarların kendi matbaalarının ilk malzemeleri olur. Gazetenin adını da yörenin kültürüne uygun bir isim olarak EFE koyarlar. İlgazi’nin el yazısı güzeldir. Kargı kalem, çini mürekkep, hokka ve iki mektup sayfası büyüklüğündeki kâğıda elle çoğalttıkları gazeteden akşamları 25-30 kopya hazırlarlar ve hükümet binası, camii duvarı, kahvehane gibi şehrin uygun yerlerine asarlar. Gazetenin bir kopyasını da Faik Arkant’ın pazarlığa yanaşmaz tutumu yüzünden matbaanın dış duvarına çiriş tutkal ile güzelce yapıştırırlar. Faik Bey gazeteyi yırtar duvarı temizler, onlar yine yapıştırırlar. Yedi hafta böyle devam ettikten sonra Faik Bey pes eder ve gazeteyi matbaada basmaya razı olur. 1946 yılında Arkant Matbaasında basılan EFE, aralıklarla 1947’ye dek tek yapraklık bir gazete olarak yayınını sürdürür. 1947’de kendisi bir matbaa kuran Burhan Esen, gazeteyi kendi makinesinde basmaya başlar. Sayfa sayısı dörde çıkar ve gazetenin içeriği daha doyurucu olur. Örneğin; 20 Mart 1947 tarihli Efe Gazetesinde; Nimet Özlü’nün, ‘Kazamızdaki toprak ürünlerimizin 1945 istatistiklerine dayanarak ve sıhhatli bir surette dökümü’ veya 20 Mart 1948 tarihli gazetede ‘Halkevi Binasının yapım maliyetleri’ veya 1 Mayıs 1948 tarihli gazetedeki; ‘Halkevi Futbol Kupası’ haberleri kentimizin yerel belleği için önemli belgelerdir ve gazetenin neleri haber yaptığına ışık tutmaktadır. 19 Ağustos 1946’da Seyrekli’li Mehmet Ağanın torunu Nilüfer Hanım’la evlenen Burhan Bey, hem PTT’deki memuriyeti, hem de kızının doğumuyla üstlendiği sorumluluğun ağır basmasıyla 1948 yılı sonunda gerektiği gibi ilgilenemeyeceği kaygısıyla gazete işini bırakmaya karar verir. Gazeteyi devralmak isteyen Şeref Üsküp ile masaya oturur ama anlaşamazlar. Hukuk Fakültesinden yeni mezun İlhan Sipahioğlu, Şeref Üsküp’e akıl verir; “Efe’nin başına Hür koy, sen yeni bir gazete çıkar” . Nitekim, Şeref Üsküp 1948 yılında, günümüze kadar yayın hayatına devam eden bir başka yerel gazete olan HÜR EFE’yi İzmir de çıkarmaya başlar. Burhan Esen’in EFE Gazetesi ise kapanır. 1950’lere doğru ısınan siyasi ortamda Ödemiş’te yerel bir gazete yoktu. Burhan Bey aydın, CHP yanlısı bir kimse idi. Genel seçimler yapılmış, ülkedeki siyasi eğilim DP lehine dönmüştü. Ödemiş’te DP oyları Türkiye genelinin aksine CHP lehineydi. Belediye seçimleri daha sert geçecekti. Seçimlere doğru gazetecilik sevdası tekrar depreşir. 1950 yılı Ağustos ayında Cephe Gazetesi’ni kendi matbaasında çıkarmaya başlar. Aynı zamanda Demokrat İzmir Gazetesi bölge muhabirliğini de üstlenir. 1950’lerin başında Ödemiş’te DP iktidarına muhalif bir ses olarak yayınlanmaya başlayan Faik Gülkoparan’ın Altıok Gazetesi uzun ömürlü olmamıştır. 1950’lerde yine Faik Gülkoparan’ın çıkardığı ve Ali Gezer’in (Gazete Bayii Mustafa Gezer’in oğlu) matbaasında basılan ve Yeni Ödemiş Gazetesi bir resmi ilan gazetesi niteliğini aşamamıştır. Burhan Bey’in muhalif tavrı DP iktidarı boyunca değişmez. Örneğin, 1951 yılındaki bir başyazısında “İşçiye Grev Hakkı Tanınmalıdır” diyerek grevden söz etmektedir. Veya; 1951 yılında Kürtçe şiir yazdığı için cezaevine giren Musa Anter’e bir yerel gazetede yer vermesi Cephe gazetesini döneminin ilerisinde görmemiz için yeterli örneklerdir. Burhan Esen bu yıllarda, Cephe Gazetesindeki yazılarının yanı sıra; Papağan, Akbaba, Amcabey, Dolmuş gibi değişik mizah dergilerine de yazılar göndermektedir. Burhan Bey DP iktidarı döneminde sürgünlere uğrar. Tire, Kırkağaç, Söke, Dikili gibi ilçelere tayini çıkar durur. Kırkağaç’ta görev yaparken, Faik Gülkoparan ile Manisa’da bir gazete çıkarma girişiminde bulunur. Burhan Esen, başka bir ilçede görev yaparken dahi, Cephe Gazetesini yürütmeye ve ulusal basına yazılar yazmaya devam eder. Hatta, DP karşıtı görüşleriyle tanının Demokrat İzmir Gazetesinin muhabirliğini de aralıksız yürütür. Ödemiş’ten ayrı olduğu dönemlerde Cephe Gazetesinin yönetimini bazen eşi veya kızı, bazen de güvendiği dostları yürütür. Gazetenin çıkmasını aksatmamak için gazeteyi zaman zaman Tire ve İzmir’deki matbaalarda da bastırır. 1959 yılında matbaa ve gazetenin yönetimini Arap Mehmet lakâplı Mehmet Keskin ile büyük kızı Figen’e bırakır. Cephe 1960’lı yıllarda Ödemişli gençlerin şiir, öykü ve düşünce yazılarını yayınladıkları bir kültür gazetesi niteliğindedir. Genç yeteneklerin buluştuğu, tanıştığı, deney kazandığı bir gazete okulu gibidir. İmtiyaz Sahibinin Behiç Duygulu olarak yazıldığı 19 Ağustos 1961 tarihli ‘Siyasi Müstakil Cephe Gazetesi’nde “Cephe 12. yaşında” başlıklı başyazıda Cephe’nin ilk onbir yılı Burhan Esen’in kaleminden özetlenir; “Bir gazete için 11 yıl çıkarabilmek uzun ömür sayılmaz. Ancak İzmir, İstanbul gazetelerinin toplam 500 adet gazete satabildikleri bir ilçede dar imkânlarla ilgisizlik içinde 11 yıl yayında bulunmak hayli alınteri ve emek ister. Bu ilçede şirketler kurulmuş, büyük şirketler temin edilmiştir ve çıkarılan gazeteler ençok 1-2 yıl yaşayabilmiştir. Cephe ölümsüzlük gücünü sebat ve sabrından almaktadır. Teknik imkânsızlıklara rağmen sahifelerindeki zenginlik sık sık İstanbul gazetelerinde iktibas edilen yazılarından anlaşılmaktadır. 10 yıllık dikta idaresinde en ağır tenkitler gazetemizde çıkmıştır. 1952’de keyfi idareye ‘DUR’ diyen gazetemiz 5 defa mahkemeye verilmiş ve hepsinden beraat ederek çıkmıştır. Bundan sonra da hak bildiğimiz yolda azimle yürüyecek, hakikati söylemekten korkmayacağız. Hepinize sevgiler…” 1960’lı yıllar Burhan Esen’in en verimli gazetecilik ve yazarlık yıllarıdır. Bir ‘Akbaba Dergisi’ yazarı olarak tanınan Burhan Esen, Ödemiş’i aşmış, ülke çapında ‘solcu’ bir gazeteci olmuştur. Bu yılların serüvenini kendisinden dinleyelim; “Taşra muhabirleri gazetelerin görünmez kahramanlarıdır. Küçücük çevrelerinden haberler çıkarabilmek için didinir durular. İşte ben de, böyle bir mücadele içindeydim. Gönderdiğim haberler rahmetli Adnan Düvenci’nin dikkatini çekmiş, yazılarımı birisine okutmuş ve dikkatlice dinlemiş. Sonra bir daha, bir daha dinlemiş. Sanırım mizahi uslübumun gelip geçici olup olmadığını araştırmıştı. Sonra; ‘…bu adam muhabir değil, yazar olacakmış. Bunu derhal yazar yapalım demiş. Rahmetlinin söylediklerini bana bildirdiklerinde dünyalar benim olmuştu. Önceleri Sadun Tanju’nun bıraktığı “A’dan Z’ye” sütununda yazmaya başladım. Sonra sütunumun ismi “Dikiz Aynası” oldu. 1964’den kapanıncaya kadar, tam 17 sene Demokrat İzmir’de köşe yazarlığı yaptım. Bir ara İlhan Esen Ekspres’i yönetirken “Şaka ile Karışık” isimli sütunda yazdım. Taşradan yetişen bir yazar olarak, bu sonuç benim için çok sevindiricidir. Çünkü, görünmez kahramanların savaşlarda madalya aldıkları pek görülmez” Burhan Esen 1970 yılında ailesiyle birlikte Karşıyaka’ya yerleşir ve 1972 yılında emekli olur. Ödemiş’te bir yerel gazeteyi İzmir’den yönetmek zordur. Ödemiş’teki matbaada çalışan Mehmet Bozoğlu (d.1948), yerel gazeteciliği kavramış, böyle bir gazetenin içeriğinden dizgisine ve baskısına kadar tüm safhalarını yürütmeye gönüllüdür. Mehmet Bozoğlu’nun matbaa ve gazetecilik ile tanışması 1960’da PTT’nin arka sokağında, Ali Gezer’in sahibi olduğu Ödemiş Matbaasına çırak olarak girmesiyle başlamıştı. Bu matbaada basılan ‘Ödemiş Gazetesi’nin okuyucuya ulaşıncaya kadar geçirdiği tüm aşamalarında çalışmıştı.1960 yılındagazete kapanınca Bozoğlu, matbaacılık ve Gazetecilik mesleğine Cephe gazetesinde sürdürdü. 5 yıl gibi bir süre Cephe gazetesinde çırak ve kalfa olarak çalıştı, Bozoğlu, 1965’te akşam ortaokulunda okumak için İzmir’e gidince görevini gündüzleri gazete basılan bir matbaada devam etmiş, askerliğini (1969-1971) yaptıktan sonra Ödemiş’e döndüğünde, Esen Matbaası Cephe

Gazetesinde B.Esen’in kızı Figen Esen ile ortak olarak çalışmaya başlamıştı. Gazete o sırada 50 adet basılıyor, 30-40 tanesi dağıtılıyor, 10-15 gazete elde kalıyordu. Burhan Bey, gazetenin ve matbaanın işlerini yarı hisseli olarak Mehmet Bozoğlu’na bırakır. Mehmet Bozoğlu, 5 yıl sonra, 1977 yılında Burhan Esen’in teklifi ile Cephe Gazetesi’ni ve matbaayı tamamen devralır. Burhan Esen’in tek yaprak bir gazete ile başladığı, sonra da Zafer Sineması yanındaki Esen Matbaası’nda vitrin camına asarak sürdürdüğü yerel gazete öyküsü, 1977’de gazeteyi Burhan Esen’den devralan Mehmet Bozoğlu ile günümüze kadar devam ediyor. Mehmet Bozoğlu, ilanlarla zorlukla ayakta kalabilen gazeteyi sürdürebilmek için reklam peşinde koşmanın yanı sıra, edebiyat ve yerel haberler hazırlamak gibi yükümlülükleri de tek başına taşıdı omuzlarında. Cephe Gazetesi sayfalarında Ödemiş gazetecilik ve fikir hayatından gelip geçen ilginç simalara da rastlıyoruz. Eski Milletvekilleri; Mustafa Uyar, Coşkun Karagözoğlu, Alev Çoşkun, Kaya Bengisu, Neccar Türkcan, kültür insanları Mutahhar Başoğlu, Behiç Duygulu, Fethi Savaşçı, Yılmaz Karhan, Hasan Kudar ve diğer aydınlar. Edebiyat öğretmeni Şerif Ali Ezer’in, her 15 günde bir hazırladığı edebiyat sayfasını öğrencileri dört gözle beklerdi, çünkü Şerif Ali Bey imtihanlarda soruları gazetedeki makalesinden sorardı.Bu dönemde Ödemiş’te bir başka yerel gazete teşebbüsü vardır. Mustafa Erdal, öğretmen Yüksel Balcı ile yeni bir gazete çıkarmak için bir araya gelirler. Birlikte çıkardıkları gazeteye ‘Yeni Ödemiş Gazetesi’ adını koyarlar. Salı-Perşembe yayınlanan gazete duruma göre altı veya sekiz sayfa olur. Ancak, gazete çıktıktan üç yıl sonra kapanır. Cephe Gazetesi cama yapıştırılan tek yapraklık bir gazete olmasına karşın, tekrar Ödemiş’in tek yerel gazetesi olmaya devam eder. Bazen, sinema afişleri gibi çarşıda ve pazaryerlerinde duvarlara asılarak bazen de güçlü bir kadro ile okuyucu patlaması yaşayan Cephe Gazetesi 60 yıldır yayın hayatını sürdürüyor. Cephe Gazetesi yayın yaşamı boyunca genellikle günlük, zaman zaman haftada iki-üç gün yayınlandı. Üç yıldan bu yana haftanın altı günü yayımlanıyor. Şu an 5.000inci sayıyı geçmiş durumdadır.Yazılı basın kalıcıdır ve etkilidir. Yazının gücü karşısında durulmaz, tıpkı usul usul akan suya bakıp da, sel baskınının nasıl olur da her yeri yıktığına hayret edildiği gibi. Gün gelir, ülke çapında sıradan bir olay kentin gündemini değiştirir, o güne ait bir iz yıllar sonra yerel hafızayı tazeler, kent yaşamına katkısı hatırlanır. Gazeteler, sözlü kültürden yazılı kültüre geçişin en temel araçlarıdır. Cephe Gazetesinin tüm sayıları elimizde yok. Bulunabilen gazete örnekleri dahi bir kentin 60 yıllık bir yaşamının bazı bölümlerinden kesitleri, tanıklıkları dillendiriyor. Kimi eğlenceli, kimi düşünceli… Kesin, abartı yok; düş gücü yok; bire bir ajans haberi gibi, elden geldiğince de yalın. Ama hepsinin içinde iyi, kötü bir ileti var. Belki konuya ilgi duyan birilerinin işine yarar… Burhan Esen’in kendisi gibi gazeteci damadı Şakir ÖRS ve Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nde öğretim üyesi olan kızı Doç. Dr. Ferlâl Örs ile Mehmet Bozoğlu’nun eksiklerimizi tamamlaması dileği ile…

*

*

Top